Eğer Herkesi Yeterince Tanıdıysak, Şu Sosyal Medyayı Bir Kenara Bırakabilir Miyiz?

Bilgisayar Grafikleri konusunun en temel yapılarından birisi elbette ki ekrandaki piksel denilen yapılar, ve RGB kısa adı ile bilinen Red-Green-Blue yani Kırmızı-Yeşil-Mavi başta olmak üzere renk sistemleridir. Senelerdir her dönem veriyor olduğum Bilgisayar Grafikleri (Computer Graphics) dersinde ilk haftayı lineer cebir hatırlatma haftası olarak geçirip hemen akabinde Pixels and Display Systems (Pikseller ve Görüntü Sistemleri) adını verdiğim konuyu anlatırım çünkü temel teşkil eder. Bir ekranda görsellerin teknik olarak nasıl göründüğünü anlamanın yolu öncelikle pikselleri anlamaktan geçer. Pixel, Picture Element yani Görsel Elementi kelimelerinin kısaltılmış halidir. Bir piksel, en basit haliyle kırmızı, yeşil ve mavi renkteki ışıkların karışımından oluşur. İlk piksel fikri ve dijital görüntünün nasıl ortaya çıktığını, renk sistemlerinin fonksiyonlarını ve farklı fonksiyonların nasıl farklı karışımlar yaratabildiğini, bu fonksiyonlar üzerindeki etkimizi ve algoritmaların önemini anlamadan, filtreleri de anlayamayız. Filtreler, evet o hani Instagram’da resim paylaşırken Cool, Soft, Hefe, Mayfair, Inkwell vs. diye çıkıyor ya ondan bahsediyorum. Konuyu anlattıktan hemen sonra bir de video gösteririm. Aşağıda sizinle de paylaştım. Bu video, Instagram’ın kurucu ortaklarından Kevin Systrom ile fotoğrafçı Piper Hanson’ın bir code.org anlatısı. Basit seviyede pikselleri ve filtreleme tekniklerini anlattıkları sade bir videodur. Benim adıma önemi şudur. Öğrencilerime, ellerinde günün birkaç saati bakarak vakit geçirdikleri ve çoğu zaman da vakitlerini öldürdükleri görsel ve video tabanlı sosyal medya araçlarının altyapısının, Bilgisayar Grafiklerinin en temellerinden başladığını ve sonrasında çok gelişmiş yapılara dönüştüğünü, yani bu sosyal medyayı kullanırken daha ziyade bir Grafik Programcısı gözüyle bakmalarını söylemektir. Kevin Systrom, henüz lisedeyken programlamaya ilgi duymuş hatta bizim dönemin en ünlü oyunlarından Doom’da kendi seviyelerini yazan, Stanford mezunu müthiş bir programcıdır ve yine yazılım mühendisi olan arkadaşı Mike Krieger ile 2010’da Instagramı yaratmıştır. Bundan 2 sene sonra da Instagramı satmış ve başka alanlarda geliştirme ve yatırım yapmaya başlamıştır. Şu anda henüz 40 yaşındadır ve 2.7 milyar dolarlık bir servete sahiptir. Herkesin sosyal medyaya bakışı başka olabilir. Ben öncelikle mesleğim gereği bir grafik programcısı gözüyle bakarım. Sonrasında da faydalı yada komik içerik var mı diye. Evet öyle. Faydalı yada komik. Sosyal medyaya bakış açım bu. Hesabım kapalı durur. Kırk yılın başında bir göz gezdirip geri kapatırım. Komiklik önemli çünkü hepimizin gülmeye ihtiyacı var. Birkaç sevdiğim komedyen var. Onların birkaç videosuna bakar kapatırım. Bazen de ana akım medyada dolaşan haberler hoşuma gitmediği için halkın belli konularda ne düşündüğünü anlamak için bakarım. Bu kadar. Sosyal medyada sürekli fotoğraf, video bakıp kim ne yapmış diye günün tamamını yiyenlerlerle aynı sayfada olamadım bür türlü. Mesleki deformasyon diyelim. Ama günümüzde bir çılgınlık ve hatta bağımlılık haline geldiği de yadsınamaz bir gerçek. Öyle ki pek çok iş kolu ve büyük ekonomiler kullanıcı ulaşımına binaen sosyal medyaya bağlı hale geldi ve bağımlılığın yanısıra aynı zamanda bir gereksinim haline de dönüştü. Şimdi bir de verilere bakmaya ne dersiniz?

VERİLERE BAKALIM

Aşağıda tek tek referanslarını paylaştığım istatistiklerden alnmış bilgilere göre:

  • Dünyada 4.9 milyar aktif sosyal medya kullanıcısı var.
  • Türkiye’nin %83ünün internete erişimi var ve  %70inin sosyal medya hesabı var.
  • Amerikalıların %95’inin internete erişimi var ve %74ü sosyal medya kullanıcısı. 
  • Dünyada popülerliğini kaybetmiş görünse de halen 2.8 milyar Facebook kullanıcısı var.
  • Sosyal medyada ortalama geçirilen günlük zaman 2 saat 24 dakika.
  • 18-24 yaş aralığındaki yetişkinlerin %90ı sosyal medya kullanıcısı.
  • 16-24 yaş aralığında olanlarin sosyal medya influencer’larini takip oranlari ortalama %26.
  • Amerika’da bir günde telefonu eline alıp bakma sayıları 18-24 yaş arasında 74, 25-34 arasında 50, 35 yaş üstünde 35 kez.
  • Yemekte dışarıda olanların %81i eline telefonu alıp bakıyor.

Yukarıda yazmış olduğum her bir maddenin üzerine sayfalarca yazılıp günlerce konuşulabilir ve üzerlerine makaleler yazılabilir. Örneğin ilk maddeye göz atalım. Dünya nüfusuna göre 4.9 milyar çok da değilmiş gibi geliyor insana değil mi? Yarısından biraz fazla. Bir de şöyle bakalım duruma. Statista ve Forbes’a göre dünyada 5.35 milyar kişinin internete erişimi var. Yani dünya nüfusunun %66’sı. Diğer %34 henüz internete erişemiyor. Bu durumda internete erişimi olanlar üzerinden ele alınırsa bu oranın ne kadar da yüksek olduğunu tartışabiliriz, yada neden halen daha dünya nüfusunun %34ünün internete erişimi olmadığını da tartışabiliriz. 

Türkiye’deki ve Amerika’daki kullanım oranlarını paylaştım. Bu oranları Avrupa ile, ülkelerin sosyoekonomik yapılarıyla kıyaslayarak farklı tartışmalara girebiliriz. Ama sizinle sadece verileri paylaşacağım. Örneğin aşağıda PEW Araştırma Merkezinin yayınladığı Avrupa ve Dünya üzerindeki internet erişim ve sosyal medya kullanımı istatistiklerini paylaştım. Bu verileri nasıl okumalıyız? Örneğin ilk sıradaki Almanya’da, nüfusa kıyasla internete erişim oranı %93 ancak sosyal medya kullanıcısı oranı %51, fark 42. Amerika’da bu fark 20, Kanada gibi. Farkın 10un altında olduğu ülkelere bakıp gelişmişlik seviyesi tartışmalarına girmek isteyenler olabilir. Dediğim gibi üzerine konuşacak çok konu var.

Şimdi bir de beni en çok düşündüren son üç maddeye gelelim. Neydi o maddeler: 

  • 16-24 yaş aralığında olanlarin sosyal medya influencer’larini takip oranlari ortalama %26.
  • Amerika’da bir günde telefonu eline alıp bakma sayıları 18-24 yaş arasında 74, 25-34 arasında 50, 35 yaş üstünde 35 kez.
  • Yemekte dışarıda olanların %81i eline telefonu alıp bakıyor.

Bir kişinin durup durup gün içinde eline telefonu 35 kez, 50 kez, 74 kez alıp bakması bağımlılık değilse nedir? Gençlerde bu oranın yetişkinlere göre çok daha yüksek olduğu görülüyor. Bu durum herkesi düşünmeye itmiyor mu? Peki ya gençlerin influencer’ları takip oranları konusu? Bu konuyu ele alırken ne tür bir influencing yani ne tür bir etkilemeden bahsediyoruz yada ne oranda bir etilenmeden bahsediyoruz detaylı ele almak lazım. Bu da yine günler alır. Ama korkutucu olan şu ki ve bunu da herkes biliyor ki bu influencer’ların tamamı bilim/sanat/spor vb. konularda konuşmuyor. Büyük çoğunluğu makyaj nasıl yapılır, daha zayıf nasıl görünebilir, kıyafet nasıl seçilir, para nasıl harcanır, en pahalı nerede yenir, lüks hayat vb. konularda akımlar yaratıyorlar. Takipçi kitlelerini peşlerinden sürüklüyorlar. Bir de şu yemekte telefona bakma olayı var ki o kısım yine benim en rahatsız olduğum konulardan biri. Aile ile yada arkadaşlarla yemeğe çıktığımızda birisinin telefona bakmasının benim için tek bir anlamı var ve bu konuda çok netim: “Birbirimizi dinlemekten ve birlikte zaman geçirmekten zevk almadığımız bir ortamdayız. Ben sizi takmıyorum çok da umrumda değilsiniz”. Benim için karşımdakinin telefona bakması bu demek. Elbette istisnalar var. Diyelim ki çocukları evde bıraktık, acil birşey sordular yada büyüklerimiz aradı acil bir sağlık soruları oldu. Açalım telefonu. Ama işimiz bitince koyalım geriye yerine. Durup dururken sosyal medyaya bakmaya niye gerek duyuyoruz? Bu bağımlılık sizi de ürkütmüyor mu? Bu oranın yüzde 81 olması demek, bu bağımlılığa sahip olanların yalnızca genç nesil değil hemen hemen herkes olması demek. Korkarım büyük çoğunluk artık bir sosyal medya bağımlısı.

Yeni nesil anksiyeteler

Araştırdığım bir diğer veri grubu ise anksiyete üzerine olanlardı. Uzmanlarca taranmış vakalardan yapılan incelemelere baktığımızda şunları görüyoruz:

  • Sosyal medya bağımlılık haline geldi.
  • Kendi hayatından mutsuzluk duyma ve diğerlerinin hayatlarını kıskanma problemi gitgide yaygınlaşıyor (bk. FoMO – Fear of Missing Out Phenomenon). “Facebook Özentiliği” denen bir kavram oluştu.
  • Yalnızlaşma hat safhaya ulaştı. 
  • Sürekli kendini ve hayatını kıyaslama yüzünden akıl sağlığı problemleri artmaya başladı.
  • Siber zorbalık devleşen bir sorun haline geldi (bk. ör. https://dosomething.org/article/11-facts-about-cyber-bullying).
  • Son 25 senede gençlerde anksiyete ve depresyon oranları %70 oranında arttı.
  • Sosyal medya kullanımına ara verenlerde ciddi anlamda mental iyileşmeler sağlandı.

Son 25 senede gençlerde anksiyete ve depresyon oranları %70 oranında arttı

Bunlar çok çarpıcı veriler. Görüyoruz ki maalesef çocuklarımızı bu içi boş dünyalara mahkum ediyoruz. Kontrolsüzce ve umarsızca onların yeteneklerini, hayallerini çalıp onları bu kocaman karanlıkta yalnız bırakıyoruz. İnsanları birbirine bağlamak için yaratılan bu sistemler pek çok kişinin gitgide daha da yalnızlaşmalarına sebep oldular. Ve buna göz göre göre devam ediyoruz. Genç çocuklar sosyalleşmeyi unuttular. Genç çocuklar başkalarının hayallerini yaşamayı hayal sanmaya başladılar.

Yaratıcı zeka, eleştirel düşünce, yenilikçi fikirler, takım çalışması, bilimsel duruş sanatsal bakış… Bunlar halen daha onların içinde ama onları yeterince ortaya çıkamayacak kadar baskılayan bir dijital dünyanın içine doğdular. Ben, bazen benden yaşça büyük hocalarımla konuşurken bana diyorlar ki: yine bütün ders telefonlarına baktılar hiç dersle ilgilenmediler. Ben de onlara diyorum ki çocuklar sosyal medyayı takip etmediklerinde, olan bitenden geri kaldıkları hissine kapılmalarına sebep olan bir fenomenin içine doğdular. Bu hissi yok sayıp yasaklar koymak yerine onu daha mantıklı başka sorularla ve uğraşlarla yer değiştirmek, uğraştıkları konuları onlar için daha cazip hale getirmek gerekiyor.Ben Java ve C Programlama derslerinin ilk haftasında mutlaka şu soruyu sorarım mesela: Instagram, Facebook, Tiktok, YouTube vs. kaç programlama dili kullanılarak geliştirildiler? Çocuklar telefonda Instagram bakarken bir anda bakışları tahtaya döner, önyüz programlama arkayüz progralama derken konuya güzelce giriş yaparız. Unutmayın. Büyükleri olarak öncelikle bize iş düşüyor. Kavramların ve sorunların farkına varmak, yeni nesil sorunlarla başa çıkmak zorundayız. Siz o telefonu elinizden düşürmezseniz çocuklar da düşürmez. Bu kadar basit. 

Herkesi yeterince tanımadık mı, hatırlamadık mı henüz? Çocukluk arkadaşlarımızın bazılarının nasıl da dünya tatlısı, yetenekli ve çalışkan insanlara dönüştüklerini görüp güzel hayatlar yaşadıklarına şahit olup yeterince kıskanmadık mı? Bazılarının ise nasıl kötü bireylere dönüştüklerini görüp ayıplayıp, biz kendimiz eleştirdiğimiz insanlardan her zaman daha üstün olduğumuz için onları yeterince yargılamadık mı sorup soruşturmadan? Yeterince makyaj yapılmadı mı kıyafet denenmedi mi? Bazı insanların ne kadar zengin olduğunu görüp yeterince hayıflanmadık mı yada bazılarından çok paramız varsa yeterince sokmadık mı herkesin gözüne? Durup dururken hiçbir fikrimiz olmayan konularda ahkam kesip klavye şövalyeliği yapmadık mı, atıp tutmadık mı yeterince? 

Birşeyleri ayarında yapmak ne kadar zor olabilir? Gün içinde bir 10-15 dakika düşüncelerini beğendiğimiz birkaç biliminsanının faydalı konuşmalarını izlemek, sporculardan ilham almak, eski-yeni sanat eserlerini takip etmek, zorda kalınca birkaç yemek tarifi bakmak, daha önce de dediğim gibi bir kaç komik video izlemek neden yetmesin ki… Liseden arkadaşları Facebook’da görüp birkaçının telefonunu alıp onlarla içten bir telefon görüşmesi yapmak yada yapabiliyorsak yanlarına gidip hal hatır sormak varken neden sanal bir şekilde bir merhaba bile demeden o nerede kimle ne yapmış derdine düşüyoruz? Bize ne bundan? Kime ne diğerlerinin hayatlarından? Herkesi yeterince tanıdıysak, dünyayı emanet edeceğimiz yeni nesilin hatrına, şu sosyal medya kullanımını azaltmak için ne bekliyorsunuz?

Referanslar

https://akhealth.org/social-media-mental-health-facts
https://www.statista.com/statistics/433871/daily-social-media-usage-worldwide

www.datareportal.com/reports/digital-2024-turkey

https://www.pewresearch.org/short-reads/2024/03/06/germans-stand-out-for-their-comparatively-light-use-of-social-media
https://www.forbes.com/advisor/business/social-media-statistics
https://summer.harvard.edu/blog/need-a-break-from-social-media-heres-why-you-should-and-how-to-do-it

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Shopping Cart